15 Eylül 2014

"Bizi Duyan Yok mu?": İşaret Dili Gerçeği



Okul hayatımın bitişi ile iş arama telaşı arasında kalan boş zamanımı en değerli şekilde doldurmak için kapsamlı bir arayışa girdim. Bir çok konuda kendimi geliştirmek istiyordum fakat bir arkadaşımın tavsiyesiyle aklıma yatan İşaret Dili Eğitimini çok daha önde tuttum istek sıramda. Engellilere çok duyarlı insanlar olduğumuzu düşünür, her zaman onlara yardım etmek isteriz. Fakat bunu nasıl yapabileceğimiz konusunda çok da fikrimiz yoktur. İşte benim için İşaret Dili Kursu, engelli hayatlara dokunabilmemiz için güzel bir başlangıç olabilirdi. Olabilirdi diyorum çünkü kurs hizmetini alacağım İSMEK'in bizleri mağdur bırakan online kayıt sistemi yüzünden, kurs başvurusu yapacakken kontenjanların ağzına kadar dolduğunu gördüm. Hayalimin yarı yolda kalmasını istemediğim için bu işin peşini bırakmadım ve internette kurs veren merkezleri aramaya başladım. Araştırdıkça çok acı gerçeklerle karşılaştım ve sizlerle paylaşmak istedim. 

İşaret dili, işitme engellilerin kendi aralarında iletişim kurarken, el hareketlerini ve yüz mimiklerini kullanarak oluşturdukları görsel bir dildir. İşitme engeli olmayan bir insanın bile iletişimini keyifli bir şekilde sürdürmesini sağlayabilecek özel bir dildir. İşaret dili için bir yeteneğe ihtiyacımız yok, sonradan öğrenilebilir özelliğe sahiptir. Okan Bayülgen'in işitme engellilere yönelik yaptığı programında, işitme engelli evli bir çift konuk olarak davetliydi. İkisinde de işitme engeli olduğu halde, bu durumlarının, ufak tefek sevgili sürtüşmelerini yaşamalarına engel olmadığını hatta işaret diliyle de olsa kavga ettiklerini söylediklerinde şaşırmıştım. Ve çok hoşuma da gitmişti bu durum. Ses yükseltmek yok, yalan tonlamalar yok, tamamen jest ve mimik... Konuşarak karşımızdakine çok kolay yalan söyleyebilirken, işaret dili ile iletişim kurduğumuzda daha realist bir şekilde derdimizi anlatabileceğimize inanıyorum. Çünkü dilin bağı yoktur fakat mimikler daima duyguları yansıtır.

Kabartma yolun üzerindeki direk!
Engeller, insanlığın varoluşundan beri var. Fakat engelleri yok etmek için çok çok çok fazla geciktiğimizi söylemeliyim! Buna her engel türü dahil. Mesela görme engelliler için yapılan kabartmalı sarı şeritlerin, hayatımıza girişinin ne kadar yeni olduğuna bakarsak gecikmeyi anlayabiliriz. (Ayrıca o şeritlerin ne kadar mantıksız dizayn edildiğini söylemeden geçemeyeceğim. Bu konu başlı başına bir makale yazısı olabilir!)

İnternette okuduğum yazılar ve haberler sayesinde fark ettim ki kamu dairelerinde işitme engelli tercüman sayısında büyük eksiklik söz konusu. Yani işitme engelli vatandaşlar derdini anlatacak muhatap bulamadıkları gibi eminim birçok işlerini de halledemeden çaresizce evlerine geri dönüyorlardır. Engelleri kaldıralım derken ne boyutta içten olunduğunu anlamak için; devlet dairelerine girdiğinizde "işitme engelli tercüman ofisi" tabelalı bir oda var mı yok mu bir bakmanızı öneririm. İşaret dili tercümanlığı bir meslek alanı olarak mevcut fakat istihdamı yeterli oranda sağlanmıyor malesef.

İşaret dili tercümanları atanamama sıkıntısı yaşadıkları gibi, aynı zamanda sayılarında da eksiklik söz konusu. Çünkü işaret dili tercümanı veya öğretmeni olmak için eğitim veren kurumlar sınırlı sayıda. Araştırmalarıma göre İSMEK bu alanda eğitim veren kurumların başını çekiyor. Onun da bir dönemlik kontenjanı ne yazık ki 30 kişi ile sınırlı. Mesela ben işaret dilini öğrenme konusunda gönüllüyüm ama bu işi paralı bir şekilde yapan bile yok. Bu dili diğer yollardan öğrenmiş olsam bile sertifikam olmadan, sivil hayat dışında bir işe yaramayacağına da o kadar eminim. 

"Peki hiç mi iyi adımlar atılmıyor?" diye soracak olursanız birkaç tane iyi habere de rastladım. Ama ne kadar bu boşluğu doldurur orası muallak.

Duyarlı olunduğu konusunda ilk rastladığım haber şöyle;

"TÜRKİYE’DE BİR İLK PARKTA TÜRK İŞARET DİLİ ALFABESİ İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği’nin (İED) girişimi ve tasarımıyla, Bakırköy Botanik parkında işitme ve konuşma engellilerin işaret dilinde kullandıkları parmak alfabesi tabelası Bakırköy Belediyesi tarafından konuldu. Belediyelere örnek olacak ve toplumdaki duyarlılığı artıracak bu tabela sayesinde her yaştan insan parmak alfabesini öğrenebilecektir. Emeği geçen ve destek veren kurumlara teşekkür ediyoruz. Türkiye’deki tüm parklarda yer almasını hedefliyoruz."
Bakırköy Belediyesi'nin sosyal projeler konusunda bir çok belediyeye örnek olabilir nitelikte olduğunu zaten duymayan kalmamıştır. Bu duyarlılığı da göz ardı edilmeyecek cinsten. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak kendi adıma teşekkür ederim.

Rastladığım ikinci iç açıcı haber de şöyle;


"İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Özürlüler Müdürlüğü (İSÖM) işitme engellilere yönelik dijital ortamda hizmet başlatarak sosyal belediyecilik de bir ilke daha imza attı.

İSÖM, işitme engelli bireyler için “e - danışmanlık ve canlı destek hizmeti” vermeye başladı.

İşitme engelli bireylerin daha hızlı bir şekilde bilgiye ulaşabilmesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi hizmetlerinden faydalanabilmesi amacıyla başlatılan “e - danışmanlık ve canlı destek hizmeti” aynı zamanda devletin sosyal güvenlik kapsamında vermiş olduğu hizmetlerle ilgili de işitme engelli bireylerin bilgi sahibi olmasını sağlıyor."



Son olarak da 4 bin 200 kamu personeline işaret dili eğitimi verildiği haberini okudum İBB'nin sitesinde. Ama Türkiye'nin İstanbul'dan oluşmadığının bilincinde bir insan olarak bunun beni çok sevindirdiğini söyleyemeyeceğim.

Bu işte gönüllü insanlar olarak "Hak verilmez alınır." bakış açısından yola çıkıp yakınımızdaki halk evlerine, eğitim kuruluşlarına dilekçelerimizi bırakmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunu bir vatandaşlık görevi olarak benimsersek işte esas o zaman engelsiz bir hayatın kapılarını açmış oluruz.
Hadi bakalım hepimize kolay gelsin. :)

4 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler .
    Sizi takibe aldım, bende bloguma beklerim ..
    http://yagmur-serhats.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim, tabi iadeyi ziyaret yaparım :)

      Sil
  2. Ellerine sağlık… Farkındalık yaratmak nefes aldığımız sürece insanlığa karşı boynumuzun borcu...

    YanıtlaSil
  3. Evet böyle hassas konularda duyarlı olduğumuzu düşünüyoruz fakat bir şeyler yapmadigimizi fark etmiyoruz. Uzerine dusunmemiz gereken çok açığı var bu hayatın

    YanıtlaSil

Zaman ayırdığınız için teşekkürler.
Yorumlarınızı beklerim.

Recommendations by Engageya