5 Eylül 2016

Bulantı



Çok ucuza gidiyor bakışlarım, ufacık bir ışığa takılı kalıyor aklım ve uçuşuyor kelimeler..

İçimde karanlığın adımları, damarlarımı sarıyor sessiz çığlıkları..

Hiç de kolay kurtulamadığım, canımı yakan çığlıklar boğazımda düğümleniyor..


"Sebep?" diyor uzaktan bir ses. Sesin sahibini sorarsanız çok iyi niyetli, o kadar iyi niyetli ki özendiriyor kendisine.  Kalabalık içinde uyuklayan bir kedi gibi ve kalabalık içerisinden; anlarmış gibi yaptığı ama asla anlayamayacağı bir soluğun sesini duymak için soruyor. Sebep ne kahrolası!?

***

Küçüktüm, ortaokul çağı falandı. Her zaman gittiğim, rotasını beynime kodladığım kocaman bir mekandaydım. Atlıkarıncası da vardı. Nasıl sahil kasabasında denize çıkan yolu takip edersin kaybolmamak için, heh işte öyleydi o atlıkarınca katı da, kaybolmasın diye çocuklar orada öylece duruyordu. Çok güveniyordum kendime kaybolmam diye çünkü ne olursa olsun atlıkarıncanın oradaki kapıdan çıkacaktım..
Biraz oyalan demişlerdi bana ablalarım, biz seni buluruz birazdan..

Sonrası büyük bir bulantı..

Şimdi bile hayal meyal hatırlarım.. Büyük bir kafa bulantısı yaşadım merdivenlerden aşağı inerken. Bulantının etkisiyle tekrar çıktım o merdivenleri. Sanki mekanda değilde kafamın içinde yürüyordum bir aşağı bir yukarı. Buğulanmıştı insanlar gözümde. Ama kalabalıklardı. Grup şeklinde olduklarını anlayabilecek kadar görüyordum. Bulantının sebebini hiç anlayamamıştım ta ki Gregor Samsa'yla tanışana kadar.


***

Hep kayboluyorum aklımın içinde, çoğu zaman saklıyorum bunu, ama gücüm tükeniyor biliyorum.
Gölgeyim kendi çemberimin içinde. Küçük ama rengarenk bir çember düşünün, hiç ait olamadığım birsürü sevimli insan var içeride. Ne zaman ortaya çıksam somut şekilde, ufacık zamanlarını alıp gölge oluyorum birden bire.

Kimse üstüne alınmaz kayboluşumu. Çünkü öyle bir çemberdir ki bu herkes sadece kendinden sorumludur ve vefa gönüldendir güven ise sorgulanmayacak kadar sağlamdır. İşte içerideki bu insanlar o kadar güzeldirler ki hepsinin tadı damağımda kalır, coşkum boğazımdaki düğüme baskı yapana kadar çekerim içime kokularını. Keşke hiç gitmesem kalsam, kalabilsem yanlarında. Keşke bulanmasam karanlığıma..

***

Sebep bana çok yakın ama onu yakalamamak için ellerimi sıkı sıkı bağlıyorum birbirine, inatla ve kuvvetle.

Çünkü;

Anlamak, anlatmaktan mümkansız..


Bilsin istedim.



Işığınızı hiç kaybetmediğiniz güzel günleriniz olsun.

Dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Zaman ayırdığınız için teşekkürler.
Yorumlarınızı beklerim.

Recommendations by Engageya